Aykut Işıklar Michael Kuyucu'yu Anlattı
Magazin duayeni Aykut Işıklar köşesinde Michael Kuyucu'dan bahsetti
EDİTÖRÜN YORUMU
ÇELİK Müziğin Vasiyetnamesi Yazdı
Müzisyenliğinin yanında akademik çalışmaları ile de popüler Türk müziğine hizmet eden Çelik geçtiğimiz günlerde çok özel bir araştırma yaptı.Müziğin vasiyetnamesi adını verdiği ve www.celikerisci.com üzerinden detaylıca açıkladığı bu araştırmasını okurken bir çok konuda tüylerimin diken diken olduğunu hissettim. Tamamına yürekten katıldığı bu teşhislere eminim sizde katılacaksınız.İçinden dikkatimi çeken ve benimde altına imzamı koyduğum bazı teşhisleri sizinle paylaşmak istedim :
· Sol anahtarı ile İngiliz anahtarını ayırt edemeyenler müzik konusunda topluma vaaz vermekte, akademisyenler ise akademik nezaketle bir katliamı seyretmektedir.
· Müzik eğitimi veren konservatuarlar , yaratıcı düşünceyi harekete geçirecek ders programlarından yoksundur,bunu fark edemeyen yönetimlerde bulunanlar birinci derece sorumludur.
· Birisi 600.0000 bandrol alır ama halk 20.000 bandrollü ürün satın alır.Satmayan albüm yılın en çok satış yapan albümü ödülünü alabilir.Sonu. değersizler değerli gibi görünür.
· İstanbul'da 10 tane A Sınıfındaki sanatçı konser yapacak olsa ,aynı anda bu sanatçılara hitap edecek profesyonel orkestra ve ses-ışık sistemi kuracak ekip yoktur.
· Üç beş sene önce 60 ile 80 milyon adet cd ve kaset satabilen sektör geçen yıl itibariyle 12 milyon civarında satış yapabilmiştir.Bu rakamın çok daha fazla düşeceğini bilmek için kahin olmaya gerek yoktur.
· Telif hakları konusunda Türk müziği 100 yıl geridedir.Sanatçının ürettiği eserin yayınını yapan her kurum sanatçıya bir bedel ödemek zorundadır.Tüm sanatçılar başta eser üreticileri kaybettikleri hakları kazanabilseler ,plak şirketlerinden hiçbir ücret almak istemeyecekler.Böylece plak şirketleri de sanatçıya ödenen rakamlardan reklam sektörüne yönelebilecekler.
· Bu sektörün akıl verenleri , doktorların yerine soyunan üfürükçüler gibidir.
· ABD ve AB ülkeleri iş birliği görüşmelerinde terörü birinci sıraya koyarken ,ikinci sıraya korsan ürün yada marka taklidi almaktadır.Yakın gelecekte sermayenin baskısı ile hak koruması savaş sebebi sayılabilecektir.
· Dünya müzik sektöründe her zaman üç tip vardır :
- Çöp adamlar : Balon gibi şişer ve yok olurlar,işleri bittiğinde kağıt gibi buruşturup çöpe atarız ,çünkü bir daha para kazandıramazlar,
- Showman ve Showgirller :Bunlar iyi yorumcu değillerdir ,beste yapamazlar , söz yazamazlar , müzik bilgileri hiç yoktur . Albüm çıkaranların sesi stüdyoda teknik imkanlarla düzeltilir ,sürekli sansasyonel olaylarla adını yaşatmaya çalışır.
- Klasikler : Yaratabilen ve yaratıcılıkların düşünsel olara da farkında olan çok iyi müzik yapan müzik adamlarıdır.Eserleri yıllarca toplum tarafından güvenle korunur.Bu kişiler öldüklerinde bile sektöre para kazandırırlar.
Türkiye'de müzik sektörünün fotoğrafının da çizildiği bu saptamalar uzun bir çalışmanın birkaç verisi ne diyeyim hepsi doğru , keşke herkes bunu anlayabilse .. Helal olsun Çelik'e.
· Sol anahtarı ile İngiliz anahtarını ayırt edemeyenler müzik konusunda topluma vaaz vermekte, akademisyenler ise akademik nezaketle bir katliamı seyretmektedir.
· Müzik eğitimi veren konservatuarlar , yaratıcı düşünceyi harekete geçirecek ders programlarından yoksundur,bunu fark edemeyen yönetimlerde bulunanlar birinci derece sorumludur.
· Birisi 600.0000 bandrol alır ama halk 20.000 bandrollü ürün satın alır.Satmayan albüm yılın en çok satış yapan albümü ödülünü alabilir.Sonu. değersizler değerli gibi görünür.
· İstanbul'da 10 tane A Sınıfındaki sanatçı konser yapacak olsa ,aynı anda bu sanatçılara hitap edecek profesyonel orkestra ve ses-ışık sistemi kuracak ekip yoktur.
· Üç beş sene önce 60 ile 80 milyon adet cd ve kaset satabilen sektör geçen yıl itibariyle 12 milyon civarında satış yapabilmiştir.Bu rakamın çok daha fazla düşeceğini bilmek için kahin olmaya gerek yoktur.
· Telif hakları konusunda Türk müziği 100 yıl geridedir.Sanatçının ürettiği eserin yayınını yapan her kurum sanatçıya bir bedel ödemek zorundadır.Tüm sanatçılar başta eser üreticileri kaybettikleri hakları kazanabilseler ,plak şirketlerinden hiçbir ücret almak istemeyecekler.Böylece plak şirketleri de sanatçıya ödenen rakamlardan reklam sektörüne yönelebilecekler.
· Bu sektörün akıl verenleri , doktorların yerine soyunan üfürükçüler gibidir.
· ABD ve AB ülkeleri iş birliği görüşmelerinde terörü birinci sıraya koyarken ,ikinci sıraya korsan ürün yada marka taklidi almaktadır.Yakın gelecekte sermayenin baskısı ile hak koruması savaş sebebi sayılabilecektir.
· Dünya müzik sektöründe her zaman üç tip vardır :
- Çöp adamlar : Balon gibi şişer ve yok olurlar,işleri bittiğinde kağıt gibi buruşturup çöpe atarız ,çünkü bir daha para kazandıramazlar,
- Showman ve Showgirller :Bunlar iyi yorumcu değillerdir ,beste yapamazlar , söz yazamazlar , müzik bilgileri hiç yoktur . Albüm çıkaranların sesi stüdyoda teknik imkanlarla düzeltilir ,sürekli sansasyonel olaylarla adını yaşatmaya çalışır.
- Klasikler : Yaratabilen ve yaratıcılıkların düşünsel olara da farkında olan çok iyi müzik yapan müzik adamlarıdır.Eserleri yıllarca toplum tarafından güvenle korunur.Bu kişiler öldüklerinde bile sektöre para kazandırırlar.
Türkiye'de müzik sektörünün fotoğrafının da çizildiği bu saptamalar uzun bir çalışmanın birkaç verisi ne diyeyim hepsi doğru , keşke herkes bunu anlayabilse .. Helal olsun Çelik'e.
İlgili Diğer Haberler
- Eurovision İsrail Meselesi
- 2011 Yılının Müzik Karnesi
- Aynur Aydın Dünyaya Açılıyor
- Dizi Müziklerini Hafife Almayın
- Pınar Aylin ile HİT 70'ler
- Michael Kuyucu'nun Eurovision Adayları
- Doktor Ferhat Göçer Ameliyathaneye Lütfen
- Hande & Sinan Eurovision'a !
- Yetenekli Babanın Yetenekli Oğulları
- Müzik Kanallarının Meydan Savaşı
- Paşa Remixlendi
- Tarih Kokan Greek Albümleri
- Eskiler Dimdik Ayakta
- Türkiye'nin en Meşhur sanatçıları kim ?
- Türk Popunda düet bereketi var
- İyi bir Albüm Yapmayın iyi Tanıtım Yapın !
- Başımızın Belası No Name Sanatçılar
- 15 Yılda Ne Hale Geldik !
- EGE'nin düştüğü zor durum
- Kayahan'ın HUKUK Savaşı

















Eurovision İsrail Meselesi
Michael Kuyucu BirGün Gazetesindeki köşesinde Eurovision ile Maria Rita Epik'in 1979 yılındaki masalını kaleme aldı