Tarık Sezer Orkestrasının İlk Teklisini Anlatıyor

Tarık Sezer Orkestrasının İlk Teklisini Anlatıyor

Tarık Sezer 40 yıldır müziği içinde. Çok özel albümlere imza attı. Tarık Sezer Akademi ile müzik eğitimine yatırım yaptı. O Ses Türkiye'de ki orkestra yönetimi ile yarışmanın en önemli gizli yüzü oldu. Tarık Sezer Orkestrasını kurdu ve 2018 yılında "Tarık Sezer Orkestrası" olarak Tuğba Tufantepe  ile beraber ilk teklisini "Yalanların Efendisi"ni yayınladı. Tarık Sezer'i çalışmalarını konuştuk.


Yıldız Tilbe’nin ilk albümü “Delikanlım”ın müzik yönetmenliğini Tarık Sezer yaptı. Yıldız Tilbe İzmir’den gelen, kimsenin tanımadığı bir kızdı, nasıl yollarınız kesişti?


Cem Özer’in “Laf Lafı Açıyor” diye bir programı vardı, Yıldız Tilbe orada vokal olarak çalışıyordu, ben Yıldız’la orada tanıştım. Sonra sahne üstünde bir iki çalışmamız oldu. O dönemlerde de deli doluydu. Yıldız’ın şarkıları dinledik Bülent Özdemir’de vardı yanımızda. O sırada Tempa Fonex müzik şirketinden Yıldız Tilbe’ye bir albüm teklifi geldi. Beraber gittik anlaştık ve albümün tamamladık. “Delikanlım” yayınlanınca ortalık kavruldu. O zaman CD yoktu, 980 bin adet kaset sattı. 

Tarık Sezer Orkestrasının İlk Teklisini Anlatıyor


 

Yıldız Tilbe’yle ilginç anılarınız var mı?

Olmaz mı? Yıldız’ı tanıyıp ona göre hareket etmek lazım. Bir şey yapıyorum “Bu olmamış” diyor, “Nesi kötü kardeşim gayet güzel” diyorum. Çok tartıştığımız anlar oldu ama çok güldüğümüz anlar da oldu. Normal şeyler bunlar. 

Demet Akalın’ın ilk albümlerinden biri olan “Sebebim” albümünde yer alan şarkıların çoğu size ait. Nasıl oldu Demet Akalın ile buluşmanız?

 “Sebebim” albümünde 10 şarkının 8’i bana ait. Demet Akalın o dönemde de çok hırslıydı stüdyodan hiç ayrılmazdı. Çok çalışkan bir arkadaşım. Demet öyle boşa işe yapmaz. Çok çalışkan olduğu için şu anki konumunu hak etti. “Şöyle oku, böyle oku, kelimeleri böyle söylemen lazım” diye söylüyordum ona. O dönem bilgisayarla düzeltme yoktu, olmayınca bir daha baştan okuyordu Demet. Yani bilgisayarla Demet’in sesinin düzeltilmesi gibi bir şey söz konusu olması ilk albümlerinde.

Tarık Sezer Orkestrasının İlk Teklisini Anlatıyor

“O Ses Türkiye” Yarışmasının Müzik Direktörüsünüz, Orada işleyiş nasıl? 

Acun’la biz bir proje üzerinde çalışmıştık. Proje bitince beni “O Ses Türkiye” için aradılar. Anlaştık.. Acun’u severim, düzgün insandır, nettir.  7 yıl boyunca  “O Ses Türkiye” yarışmasında işime karışmadı. “O Ses Türkiye” aslında biraz ağır bir iş. Adaylar başvuru yapıyorlar. Kamera karşısında şarkı söylüyorlar sonra o kayıtlar bana ve vokal koçlarına geliyor. Onları seyrediyoruz tek tek bakıyoruz. Olumlu olanları ayırıyoruz, prodüksiyona veriyoruz. Prodüksiyon onları arıyor. Sonra adaylar bana, piyano başına geliyorlar. 3 hızlı 3 yavaş olmak üzere 6 tane kendi seçtikleri şarkı söylüyorlar. Tonuna bakıyoruz hangi şarkıyı daha duygulu söylüyor diye. Benim işim en iyi söylediğini ona vermek. Ama yarışmaya çıktığında köyü söylerse yapacak bir şeyim yok. Piyano başı elemesini geçerse  6 şarkıdan birini seçiyoruz. Editliyoruz, sonra e-mail ile onlara o şarkıyı yolluyoruz, çalışıyorlar. Sonra prova yapıyoruz. Sonra sahneye çıkıp TV’de görülen performanslarını sergiliyorlar. Jüriye butona basmadıkları için bazen kızıyorum. ‘Bu kıza, bu çocuğa böyle yapılır mı?” diye bayağı bağırdığım oluyor. Her olayda topu bana atıyorlar yanlış şarkı seçilmiş diye. Ama şarkıları ben seçmiyorum, hiçbir yarışmacıya ben diretmiyorum bu şarkıyı söyleyeceksin diye. 

“Tarık Sezer Akademisi”ni nasıl kurdunuz? Kar ediyor musunuz bu okuldan?

Küçük bir müzik okulu. Kızım bir akşam otururken “Baba okul açalım” dedi. “Ne okulu” dedim. “Müzik okulu” dedi. “Uğraştıracak bizi, kolay bir şey değil” dedim. “Yok yapalım” deyince “İyi o zaman yer bakın” dedim. Akşam evde otururken baktım 3 apartman ilerimizde bir villa bulmuş; ertesi gün gittik baktık, anlaştık böylece mekan  bulma işi bitmiş oldu. Bir arkadaşımız var onunla anlaştım bütün ekibi o kurdu. Öyle başladık, 80’den fazla öğrenci var şu anda. Bu okuldan aslında zarar ediyorum, hiç kar etmiyorum. Her şeyde olduğu gibi eğitimi işini de ticarete dökmüşler. Ben de ticaretten anlamam duygularımla iş yaparım. O kadar yetenekli çocuklar geliyor ki, o yüzden zarar bile etsem çok mutluyum. Oradan bir beklentim yok, kendisini çevirsin bana fazla dokunmasınlar yeter. Bazı ünlüler de gelip bizden ders alıyorlar.

Tarık Sezer Orkestrasının İlk Teklisini Anlatıyor

Aleyna Tilki’nin yorumladığı “Yalnız Çiçek” şarkısının bestecisi Tarık Sezer ve bu şarkı Yıldız Tilbe’nin ilk “Delikanlım” albümünde yer aldı fakat o yıl çok fazla tutmadı şarkı. Neler söyleyeceksiniz bu konuda?

“Yalnız Çiçek” ilk yayınladığında fazla öne çıkmadı, hatta ben Yıldız’a da söyledim. O da “Olur mu öyle şey, o  güzel şarkı” dedi ama şarkı kıyıda köşede kaldı. İnanıyordu Yıldız Tilbe şarkıya. 24 yıl sonra şarkı patladı. Çok da güzel oldu yeni düzenlemesi. 

Türkiye’deki müzik endüstrisini hem manevi hem maddi olarak 80’li yıllara göre nasıl yorumluyorsunuz?

80’lere ve 90’lara göre daha az kazanıyorlar. Biz Kenan Doğulu’yla ilk 1995’te başladığımızda bir yılda 186 tane konser yapmışız. Sonra yıllar geçtikçe ufak ufak herkeste olduğu gibi azalmaya başladı. Artık konserler neredeyse yok. Çünkü maliyetler çok yüksek. Konsere gittiğiniz zaman buradan 13 kişilik orkestra ile gidiyorsunuz ve bunun otel parası var, uçak parası var, ışığı var, yemesi içmesi var; var da var yani. Durum böyle olunca sponsorluk gerekiyor, fakat sponsorluklar da ölmeye başladı, yatırımlar da azaldı. 80’lere göre yövmiyeler de düştü. Her şey Euro ve Dolar üstünden oluyor ve Dolar ve Euro’da arttığı için enstrümanlar pahalılaştı ve eskiye göre çok zorluk çekiliyor. Yani çok parlak bir tablo yok.

 

04.08.2018
FACEBOOK
TWİTTER
İNSTAGRAM