Tavernaların İlk Kralı Yorgo Vaporidis Anlatıyor

Tavernaların İlk Kralı Yorgo Vaporidis Anlatıyor

Balıklı Rum Hastanesinde bir yakınımı ziyarete gittiğimde daha önce asansörde karşılaştığım tekerlekli sandalye kullanan ve belli ki bu hastanede tedavi görmekte olan bir bey ile hastamızın odasından tam ayrıldığım esnada tekrar karşılaştım. Onun öncesinde bir yakınım, hastanedeki bir hastanın lüks döşenmiş odasından bahsetmişti bana. Odanın çok güzel dayanıp döşendiğinden, ışıklarla süslendiğinden vs bahsetmişti. Neyse ben odadan çıkarken karşılaştığımız sırada bu bey, hastamızın odasını görünce "Benim odam da böyle bembeyaz, gel sana göstereyim odamı" dedi ve bu sırada biz hastane koridorunda bu beyin odasına dogru ilerlerken tanışmış olduk. Ve nihayetinde odanın önüne geldik. Bana "Aç bakayım kapıyı kızım" deyince bir an tereddüt ettim. "Aç aç çekinme" deyince kapıyı açtım ve açtığımda da hani çizgi filmlerde olur ya; kapıyı açtığınızda başka bir dünyayı görürsünüz sanki, ışıklar yanıp sönmeye başlar, rüzgar çanının sesi kulaklarınızda uğuldamaya başlar, büyülenirsiniz, aynen o anı yaşadım diyebilirim. İlk ağzımdan çıkan cümle "odanız çok güzel" oldu. Bir yandan içeriden gözümü alamıyor, diger yandan da duvardaki posterler dikkatimi çekiyordu. Bu arada yakınımın bahsettiği "o lüks döşenmiş oda demek ki buydu" diye de aklımdan geçiriyordum. Duvarlarda asılı olan posterleri de gördükten sonra nihayet odadan gözlerimi ayırıp beyefendiye döndüm ve saçma bir soruydu ama "Siz sanatçı mısınız yoksa" diye sorduğumda "Ne sandın, ben Yorgo Vaporidis'im, internetten bak görürsün" dedi. "Peki, araştırıcam" dedim ve biraz sohbet ettikten sonra vedalaştık. Oradan ayrıldıktan sonra kendisini tanıyamamış olmamı kuşak farkına bağlayarak, genel müdürümüz Michael Kuyucu'ya da rum kültürünü bilmesinden dolayı hemen bir mesaj yazdım, "Yorgo Vaporidis'i tanıyor musun" diye... O da "Oo zamanın en ünlü tavernacılar kralıdır, sen onu nerde buldun" deyince, hemen röportaj yapmak aklıma geldi ve Yorgo beyin izini kaybetmemem gerektiğini düşünerek hastaneye geri döndüm. Bu arada bir yandan yolda internetten de araştırma yapıyordum. Baktığımda da gerçekten geçmişte çok ünlü bir sanatçı olduğunu anladım. Tekrar hastaneye vardım ve kendisi beni tekrar karşısında görünce "hayırdır" dedi, ben de mesleğimden bahsederek röportaj yapmak istediğimi söyledim. Bu arada kendisi doğma büyüme Arnavutköylü bir Rum. Tavernalar zamanında gerçekten kralmış. Boşuna dememişler "Tavernalar Kralı" diye. Geçirdiği bir trafik kazası sonrası Balıklı Rum Hastanesi'ne yatmış ve şu anda burada tedavi görüyor. Ve yattığı odayı öyle güzel dekore etmiş ki kendinizi evinizde gibi hissediyorsunuz. Hastanede de çok sevilen, şakacı, hayat dolu biri. Sağolsun röportaj teklifimi kırmadı, hastane yönetiminden Bay Kosta'dan izin de aldıktan sonra nihayetinde Yorgo bey ile röportaj için sözleştik ve başladık sohbete. 


Tavernaların İlk Kralı Yorgo Vaporidis Anlatıyor


Sizin için "Tavernalar Kralı" lakabı kullanılıyor, memnun musunuz bu ifadeden?


Memnun olmaz mıyım, büyük bir şeref benim için. Kendi vatanımda, Türkiyem'de tek taverna müziği yapan sanatçıyım. Benim Yunanistan ile bir alakam yok. Biz bin senelik Türküz. Dedelerimizin dedeleri hakiki Türk. Gözümü açtığım zaman Türk bayrağını gördüm ve onunla öleceğim şeref duyarak. Biz Türkiye'nin Rumlarıyız, göçmen değiliz. 47 senedir sahnelerdeyim, kendi vatanımı 35 Avrupa ülkesinde temsil etmiş sanatçıyım. Gözlerim açık gitmeyecek benim vatanımda.


Sizin zamanınızda sanat camiası nasıldı anlatır mısınız o dönemi?


Ben taverna müziği yapıyorum, 6 lisan okuyorum. Bir bahar akşamından çıkıyordum sahneye, Dede Efendi'den devam ediyordum. İsmail Şençalarlar, Baki Duyarlar çaldı bana senelerce. Onun için çok gururluyum. Rabbim bana bu hediyeyi verdi. Birde başka bir hediye verdi Muhammed bana; ne içki kullandım ne sigara. Ben Taksim'de Fahrettin Arslan ile Behiye hanımla çalıştım. İlk çalıştığım yer neresiydi biliyor musun? Şişli Camii'nin karşısında rahmetli Ülkü hanım kazada hayatını kaybetti. Atamızın manevi kızı. Onun binasının en alttaki gazinosunda çıktım ben 17 sene. Adı; Paşam Taverna idi. Egemen Bostancı o zaman kiracıydı.


Tavernaların İlk Kralı Yorgo Vaporidis Anlatıyor


Kimleri sahneye çıkardınız, var mı destek olup şu anda bizim tanıdığımız sanatçılar?


Çok sanatçının tuttum elinden, kimler kimler söylesem ben ayıp etmiş olurum.


Bence ayıp olmaz...


Nükhet Duru... Çok sevdiğim bir sanatçı arkadaşımdır, takdir ettiğim bir sanatçıdır. İlk Paşam Tavernada ben sahneye çıkardım.


Nurhan Damcıoğlu... Benim programımda çıktı.


Harika Avcı'yı İzmir'de ben çıkarttım sahneye.


Ve en büyük sanatçı arkadaşım, ki ölene kadar sayıyorum, seviyorum, çok kıymetli bir ses, çok kıymetli bir insan. Ben çok yakınıydım, Sayın Bülent Hanımefendi... İki kere aradım "merhaba" demek için ve yok dedirtti telefonda. Kendisi de bir hatır sormadı bana. 


Belki şu an burada olduğunuzu bilmiyorlardır? 


İster inan ister inanma hepsi biliyorlar kusura bakma. Ben hep fakirlerle beraberdim. İlk sahneye çıktığımda iki buçuk lira yevmiye ile çıktım. Sayın Paşam Zeki Müren'in Manolyasını da yarı Türkçe yarı Rumca okudum. 35 memleket dolaştım en son Avustralya'ya gittim, buraya geldiğimde tek böbreğimi kaybettim. Ondan sonra araba çarptı bana ve bu vaziyetteyim. Şu anda fizik tedavi görüyorum.


Çok geçmiş olsun. Peki Bülent Ersoy ve Zeki Müren arasında rekabete şahit oluyor muydunuz?


Ben ikisini de seven insanım. Rekabet varsa bütün sanatçılarda var. İki parça fazla okuyayım sen de beni kıskanırsın. Duyuyorduk çekişmelerini ama ben karışmazdım. Bülent Hanımla ilk İzmir'e geldiğimde beraber okumaya kalktık, reklamlarımız çıktı. O akşam da bilmem hangi patronun bilmem nesi vardı. Çıkmadan geriye döndük. Benim odamdan çıkmazdı. "Anne arayan olursa ben Yorgo'nun odasındayım" derdi. Sesine, hanımefendiğine laf yok ama biraz eski dostları, canciğer arkadaşları bir telefonla sorsa dünyalar benim olurdu. Beklerdim telefonunu. Ama şunu biliyorum ki; duysa benim burada olduğumu kalkıp gelir buraya. Arabaya biniyorduk boğaza gidip balık yiyorduk yakın dostluğumuz vardı. Ama yine de saygıyla karşılıyorum. Mecbur değil sormaya. Hastanede olan bir insanın yanına gitmek ne demektir biliyor musun; ona trilyonlar vermek gibidir. Şimdi ağlayasım geliyor.


Tavernaların İlk Kralı Yorgo Vaporidis Anlatıyor


Şu anda durumunuz nedir, doktorlar ne diyor?


Hastanemiz birinci sınıf hastanedir. Sayın başkanımız Bay Kosta fakir babasıdır. Hepimizi candan kucaklayan bir baba adamdır. Sağlık durumum iyiye gidiyor, yürüyebiliyorum.


Bize röportaj izni verdiği için biz de Bay Kosta'ya teşekkür ediyoruz. Peki siz Türk ve Yunan bayrağını ilk kez bir arada taşıdınız değil mi, o nasıl oldu?


Ayhan Kalyoncuların Hilton otelinde düğünleri oldu. Sayın Turgut Özal geldi. Ben programa çıktım. Ben bütün insanların arasından sıyrılarak gittim okudum ve aldım onun kaydını Ankara'ya gittim. Dedim ki; "Paşam cd çıkarıyorum müsadeniz var mı?", "Emret bülbül" dedi. "Rica etsem paşam müsade eder misiniz ben kendi kırmızı bayrağımı ve Yunan bayrağını tutayım, cdlerimin üzerinde olsun" dedim. Ondan müsade aldım ve ilk defa ben Türk bayrağı ve Yunan bayrağının fotoğrafını çektirdim.


Şu anki hükümetimizin ve Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın gayrimüslimleri kucaklayıcı bir tavrı var. En son paskalya bayramında birleştirici bir mesaj yayımladılar. Ne hissediyorsunuz?


Sayın Cumhurbaşkanımız muhterem Recep Tayyip Erdoğan beyefendi herkesi kucaklıyor. Gayrimüslimler bunu bilsin; Erdoğan, Rum-Türk hiçbir zaman ayırmaz. Kendisi Türk-Yunan ilişkilerini iyileştirmiş, dostluğumuzu pekiştirmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan, ülkemizi çok güzel yerlere taşıyor, istikrarlı bir şekilde emin adımlarla ilerliyor, kendisini çok takdir ediyorum. Saygım ölene kadar sonsuzdur kendisine, daima emrindeyim onun. İnşallah bir gün toplantısında birkaç şarkı okumak isterim, sesimi duyar inşallah. Emrederse onun şerefine sabaha kadar şarkı okurum. Kendisinin davetini heyecanla bekliyorum.


Peki yine size dönelim. Geçmişte çok para kazandınız mı?


Çok para kazandım, hepsini fakirlere dağıttım, dünya alem biliyor ve şimdi tek sigortayla geçiniyorum. Bir emekli maaşım var. Annemin mezarını yaptırdım zar zor onu ödüyorum.


Hiç evlenmediniz mi?


Hiç evlenmedim. Hiç düşünmedim ama şimdi kafamı vuruyorum. "Allahım niye bana bir tane vermedin, bir yavrum olsaydı şimdi evimdeydim" diyorum.


Tavernaların İlk Kralı Yorgo Vaporidis Anlatıyor


Şu anki şarkıları ve şarkıcıları nasıl değerlendiriyorsunuz?


Şimdiki müzik piyasası kötü. Ama şimdi getir kızını bana teslim et, sesi olduğu takdirde 3 ay sonra sanatçı yaparım, sahneye çıkarırım. Fakat bizim eski sanatçı arkadaşlarımız başkaydık. Fakir günler gördük ama dinleyenler de hep ailelerdi. Ben 3 erkek 5 erkek almıyordum gazinoya. Hep aileydi. Fakir ailesi gelirdi. Gazinoyu kapatırdım, yevmiyemden nişanlarını yapardım. Şimdi güzelim televizyonları bozuyorlar. Ben 200 metre kordonla gazinoyu dolaşıyordum, şimdi telefonlar böyle mikrofonlar çıktı, her şey kolaylaştı, müziği de para kazanmak için yapıyorlar.


Burada günleriniz nasıl geçiyor, ziyaretinize gelenler oluyor mu?


Burada tedavi görüyorum, özürlü arabama oturuyorum. Bütün garipler beni tanır, sıkıntıları oldu mu beni çağırırlar, su bile götürürüm onlara. Kimler gelmiyor ki. Yunanistan'dan bugün 3 otobüs geldi beni görmeye.


Akrabalarınız yok mu?


Ağabeyim 47 sene Yunanistan'daydı, rahmetli oldu. Yeğenim, 32 yaşında sigara içerken kalpten gitti. 3 tane yeğenim var, çocukları var. Yalvarıyorlar Yunanistan'a yerleşmem için ama benim arzum burada ölmek ve Arnavutköy'de annemin babamın yanına gömülmek. Yoksa şimdiye kadar Avrupa'ya yerleşirdim ama ben toprağımdan ayrılamam.


Size çok teşekkür ediyorum zaman ayırıp sorularımı yanıtladığınız için. Biliyorum çok röportaj talebi geliyor ve seçicisiniz, herkese konuşmuyorsunuz. Bana güvendiğiniz için tekrar teşekkür ederim.


Ben de başta Reisi Cumhurumuza saygılarımı sevgilerimi kalpten yolluyorum. Tüm sevenlerime, sevmeyenlerime sağlık diliyorum. Tülincim sen de benim kız kardeşimsin. Röportaj vermek için pek keyifli değildim ama senin şerefine verdim. Sana güveniyorum, en güzel günler senin olsun.


Röportaj: Tülin Tonkuş

05.05.2017
FACEBOOK
TWİTTER
İNSTAGRAM